Kuzey Atlantik'in stratejik noktalarından biri olan yaklaşık 400 bin nüfuslu İzlanda, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinin geleceğini tayin edecek kritik bir referanduma gidiyor. Seçmenler, 2009 yılında başlatılan ancak 2013'te iktidara gelen AB karşıtı hükümet tarafından askıya alınan katılım müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmayacağını oylayacak. Sosyal Demokrat İttifakı liderliğindeki koalisyon hükümetinin kararıyla gerçekleştirilen bu halk oylaması, ada halkının sadece ekonomik entegrasyonunu değil, aynı zamanda değişen küresel jeopolitik dengeler karşısındaki konumunu da belirleyecek.
Referandum kampanyasının en hararetli tartışma başlığını, ülkenin can damarı niteliğindeki balıkçılık sektörü oluşturuyor. AB'nin Ortak Balıkçılık Politikası'na dahil olmanın, ulusal egemenliğe ve deniz kaynakları üzerindeki mutlak kontrole zarar verebileceği endişesi geniş bir kesim tarafından paylaşılıyor. Siyasi analistler, İzlandalıların bağımsızlık reflekslerinin oylamada belirleyici bir rol oynayacağını kaydederken; olası bir "evet" sonucunda Brüksel ile yürütülecek müzakerelerin en çetin mücadelesinin balıkçılık kotaları ve egemenlik hakları üzerinde verileceğini öngörüyor.
Ordusu bulunmayan bir NATO üyesi olan İzlanda için güvenlik kaygıları da sandığa etki eden kritik bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Grönland-İzlanda-İngiltere (GIUK) hattındaki stratejik konumuyla askeri açıdan kilit öneme sahip olan ada ülkesi, savunmasında geleneksel olarak ABD ile yapılan ikili anlaşmalara ve NATO'ya güveniyor. Ancak son dönemde küresel güvenlik mimarisinde yaşanan sarsıntılar ve ABD'nin bölgeye yönelik değişen politikaları, AB'nin potansiyel bir güvenlik alternatifi veya tamamlayıcı unsur olarak daha fazla tartışılmasına yol açıyor. Uzmanlar, güvenlik endişelerinin AB üyeliğine olan desteği geçmiş yıllara oranla artırdığına dikkat çekiyor.
Ülkede yapılan son kamuoyu yoklamaları, seçmenin adeta ikiye bölündüğünü ve bıçak sırtı bir dengenin hakim olduğunu gösteriyor. Anketlere göre, müzakerelerin yeniden başlamasını isteyenlerin oranı yüzde 51,3 iken, karşı çıkanların oranı yüzde 48,7 seviyesinde seyrediyor. AB Komisyonu yetkilileri ise İzlanda'nın halihazırda Schengen ve Avrupa Ekonomik Alanı üyesi olması sebebiyle uyum sürecinin çok hızlı ilerleyeceğini ve referandumdan "evet" çıkması halinde entegrasyonun kısa sürede tamamlanabileceğini belirtiyor. Sandıktan çıkacak onay kararı müzakereleri yeniden başlatacak olsa da, nihai katılım için ülkede ikinci bir referandumun yapılması gerekecek.
Kaynak: TRT Haber (CaddeNews AI Derlemesi)


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.